13 Haziran 2014 Cuma

Mesajınız var!





Bugünün en önemli mesajını veterinerimizden aldık:

- Kediniz Zeytin için 14.06.2014 tarihindeki ...aşı tekrarı randevunuzu hatırlatır iyi günler dileriz.

Zeytin için aşı tekrarı olacak ve biz iyi bir gün mü geçiricez, hımmmm bunu biraz düşünmek gerek..:)
Emre ve Abdullah bu mesajı manuel olarak yolluyor olsalardı eğer eminim "Eyvah yarın Zeytin'in aşı günüymüş!!" der ve bu akşamdan strese girerlerdi. Neyse sürpriz olacak..

Aşı öncesi evde:

* Sabahtan bi tüy tarama ve rahatlama seansı gerçekleştirilir.
* Biraz fareyle oyun oynanır.
* Önce mutfaktan bir adet pipet çıkartılır- çok severiz pipet, kağıt vs. ile oynamayı-
* Zeytin elimde pipet olduğu için peşime takılmışken kutu ortaya çıkartılır kiiiiii bu andan sonrasını çakozlayan Zeytin uzaktan sevgisini ifade eder pipete.
* Kutunun deliklerinden içeri doğru uzatılan pipete her yaklaştığında bi hamle gerçekleştirilir onu içeri sokmak için. Ancak tabi ki bikaç hamleden sonra başarı sağlanır.
* Artık hem pipet hem de Zeytin kutunun içinde aşıya gitmek için hazırdır!

Yolda:



Bu kayıt altına alınabilmiş kısmı yolda olanların.. Bazen tırmık ve ısırıklarla da atlatabiliyoruz bu süreci.

Veterinerde:

* Kliniğin kapısına gelindiğinde Emre ve Abdullah'ın sesine karşı kurulmuş olan "hırlama" modu çalışmaya başlar!
* Kutusuyla muayenehaneye alınan Zeytin'i çıkartmak zaman alacaktır. Önce bi iki sevgi sözcüğü denenir Abdullah tarafından ancak Zeytin kaçın kurrası, yemez bu numaraları. Sonra Emre devreye girer -onunla biraz daha iyidir Zeytin'in arası- ehhh biraz sakinleştiği düşünülür.
* Kutunun üst kapağı açılır, aşıya hazırız umuduyla amaaaaa tabi ki böyle düşünmek için çok erkendir. 
* Bi iki tırmık savunması, bi iki ısırık saldırısı sonucu İKİ veteriner aşıyı yapar ve kutuyu kapatır.

Veteriner dönüşü yolda:

* Sakin sakin arabaya binilir ve eve dönmek için neşe içinde yola düşülür.
* Çok değil bi beş dakika sonra arabanın içini bi koku kaplar.
* Zeytin'in veteriner-aşı mücadelesinin sonunda Gülşah da nasibini alır! Bir Zeytin klasiğidir; mutlaka dönüş yolunda kutuya pislenir! :)

Dönüşte evde:

* Kutunun içindeyken daha dooooğruuuuuu banyoya! :)

Tüm bu anlattıklarım iki aşı dönemi (6 ay gibi bir süre) öncesinde birebir yaşananlardı. 6 ay önce ne mi oldu?? Anladık ki Zeytin tüm bunları bana nazlandığı için yapıyor. :) Artık muayene odasına alınmıyorum, haliyle savunmasız kalan Zeytincik sessiz sedasız aşısını yaptırıyor. Zamanla çözüyoruz işte..



10 Haziran 2014 Salı

Zeytin'in çiçeklerle imtihanı!


Ne zaman çiçek alıp gelsem eve sonu hüsran oluyor. Vazoya koyup masa ya da sehpayı süslesin dediğim çiçekler Zeytin'in ısırıklarından nasibini alıyor. 
Bugünün pazar hasılatı da bu güzel papatya ve ayvadanalar oldu. Ne güzel şeydir pazarda dolaşmak, pazarcılarla kısacık sohbetler.. Yüzümü güldüren o cıvıl cıvıl insan kalabalığı. Seviyorum ben pazar gezmeyi arkadaş! :) Hele ki bu mevsimde bi başka güzel oluyor. Domatesler türüm türüm kokuyor, salatalıklar çıtır çıtır.. Hele bi de papatyalar varsa bugünkü gibi, ooohhhh değmeyin keyfime..

Papatyalardan fal baktım bir de, -sevse de olur sevmese de olur- çıktı sonuç... :D











Posted via Blogaway

Bu buu nedir bu?

Bu normal insanların evlerinde çocuk emniyet kilidi olarak adlandırılan bi tür kilittir. Ancak Zeytinevi adlı mekanda bunun adı Zeytin kilididir..:D 

Bir 'Kara perşembe' nöbet günü bitiminde yorgun argın eve geldim. Tek istediğim bian önce uzanıp dinlenmekti. Kapının ardından beni bekleyen aç bi kedim var. Anahtarı kilide taktım, tüm kilitleri açtım, ohhhh artık eve girmek için engel kalmadı diye düşündüm. Ama saniyeler sonra anladım ki kapı hâlâ kilitli. Önce Orhan evde sandım,  seslendim içeri, ama ses yok. Zeytin bey yarı aralık kapıdan miyavlıyo, patisiyle kapıyı zorluyo, ben de dışarda olmak istiyorum dercesine. Düşünüyorum arkadaş bu kapı niye açılmıyo diye. Adam meğer sabah arkamdan emniyet kilidini kapatmış, tüm gün evde kilitli kapılar ardında huzurla uyumuş. :)
Çilingir çağırdım tabi hemen. Zeytin kapının aralığından bakar, karşı komşu İbrahim amca 'Kızım bi yanlışın var, bu kedi nasıl kilitlesin bu kapıyı' der. Gülmekle ağlamak arası bi sesle durumu izah etmeye çalış. Amaaaan... Çilingir geldi, kırdı kilidi. Bi de ona anlattım durumu. Adam merdivenden inerken hâlâ 'Abla onca yıldır bi ton kapı açtım da bi kedinin kilitlediği kapıyı hiç açmamıştım. Nasıl iş aklım almadı.' diye söyleniyordu. :D
Yukarıdaki fotoğraftaki ipli çözüm de bizim gerçek kedi kilidimiz olarak tarihe geçti. 


9 Haziran 2014 Pazartesi

Şarj Ünitesi

Gülşah'ı tüm gün deli etmek için tam şarj olmalıyım! Değilse nasıl pati atarım paçalarına.. :) 

Ne zaman batarya sarj etmem gerekse manzara bu, adam elektrikli adam.. İlla gelip yatacak kablo üstüne..


7 Haziran 2014 Cumartesi

ZEYTİN - FARE

Biz bu fareyi öyle çok sevdik ki, üç yılda ikinci kez aynısını bulmak için bi hayli çaba sarf ettik. Nitekim başka hiç bir oyuncak bu kadar ilgimizi çekmedi. 
Nasıl oldu da böyle oynamayı öğrendi hatırlamıyorum ama ilk geldiği günlerden beri ne zaman fırlatsam fareyi uzağa hep aldı getirdi ayakucuma. :) (Orhan'a göre kişilik bozukluğu da burda ya! "Köpek sanıyor abla bu kedi kendini!" :)


UYKUCU ŞİRİN




Bazen böyle uyuduk, 

KÜSKÜN



Bazen böyle, 


İŞGALCİ


Bazen böyle, 

KIVRIK


Bazen böyle, 

ŞEKİLSİZ


Bazen böyle, 

BEBEK GİBİ




Bazen böyle, 

EHLİKEYF :)




Bazen böyle, 

BAŞKÖŞE


Bazen böyle, 

YUVARLAK


Bazen böyle, 

ÇANTA FETİŞİSTİ


Bazen böyle, 

SFENKS


Bazen böyle, 

SERE SERPE


Bazen böyle, 

HUZURLU 


Bazen böyle, 

TEPETAKLAK


Bazen böyle, 

UTANGAÇ



Türlü çeşitli uykulara daldık, hep çok sevdik uyumayı..





İLK GÜN


Bu fotoğraf çooooook eskilerden. 7 Mayıs 2011. Öyle çok kafa yormuştum ki bi kedi alsam bakabilir miyim diye.. Bi arkadaşım " Sana çok iyi gelecek, düşünme bu kadar, bulduk bi tane senin için." diyip bu ufaklığı başıma bela etmişti. :) Ne kaddar da güççük bişeymişsin sen Zeytin yaaa.. :D ( Evde bazen böyle seslenip, gülüyorum sonra - ZEYTİNYAAAA! )



Böylesine ufak ve bi o kadar da ürkekti ilk geldiği gün. Ama bilmiyordu ki ben o ufacık şeyden fena halde korkuyordum. :D Zeytin'i bırakıp herkes evine çekildikten sonra sanki bi canavarla başbaşa kalmışım gibi korkuyordum evet! Koltukta arkamdan gelip gırladığı o ilk anı hiç unutmıycam sanırım. Ne istiyor bu kedi şimdi, napıcak acaba bana diye bi kenara sinmiştim. Elime sürtünüp sıcacık dokunduğunda anladım ki tek istediği sevilmekmiş meğer.. :)



Bi sonraki aşama bu isimsiz miniğe yakışır bi isim bulmaktı elbette. Çok düşünmedim aslında, bu gözlere ancak ZEYTİN ismi yakışırdı. 

Ve Zeytin hayranları O'na ulaşır!

Hiç yoktu aklımda böylesi. Bi süredir yazmalısın diyenler var ama ben Facebook'la ya da Instagram'la yetiniyordum. Sonra kendi kendime dedim ki, "Zeytin halka mal olmuş bi karakter, onu hayranlarıyla buluşturmalısın Gülşah!" :) 
Zeytin bir deli kedi, o bir manyak.. Orhan'a (kardeşim olur kendisi) göre kişilik bozukluğu var Zeytin'in, bana göre ise o bir özgür ruh.. Ama o en çok benim can yoldaşım, en yakın arkadaşım, oğlum, aşkım.. :) 
O halde Zeytin bey'in maceraları yazılmaya başlansın..


olsun yeterki bir kalp atışı,
her ne olursa bir sıcak dokunuş,
Bir can,bir cana dayansın,
aksın ılık ılık sevgi damarlarda,
bir can bir cana dayansın...